QNB Finansinvest Finans Odak

hilmi yavaş
Hilmi Yavaş 21 Temmuz 2022 Perşembe
TCMB PPK Kararı Değerlendirmemiz

Piyasa beklentisi ve bizim beklentimize paralel olarak, TCMB politika faizini %14’te sabit tutmaya karar verdi. Hatırlanacağı üzere, TCMB Eylül-Aralık ’21 arasında politika faizinde toplam da 500 baz puan faiz indirimine gittikten sonra bu sene gerçekleşen 6 toplantıda da faizleri sabit bıraktı.  

TCMB bir önceki karar metninde olduğu gibi küresel gelişmelere değinmiş. TCMB’nin bugünkü karar metninde  küresel büyüme görünümü konusunda daha olumsuz bir değerlendirmede bulunduğunu ifade edebiliriz: “Etkisi artarak sürmekte olan jeopolitik riskler olumsuz yönde etkisini sürdürmeye devam etmiş, dünyada iktisadi faaliyetin daha da zayıflamasına sebep olmuştur. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmekte ve resesyon ihtimali artmaktadır.” Küresel ekonominin resesyon olarak nitelendirilebilecek süreçleri 2009’da %1,3, 20220’de ise pandemi ile beraber %3,3 oranında daralarak yaşadığını göz önüne alırsa, TCMB’nin “resesyon riski” ifadesini kullanmasından Banka’nın küresel büyüme konusunda güçlü endişelerinin olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

Daha önceki metinde: “Değerlendirme süreçleri tamamlanan teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir.” ifadesini büyük oranda korunduğunu, ancak “kredi ve teminat” “politika adımlarına” ek olarak “kredi” kelimesinin de eklendiğini gözlemliyoruz. Ayrıca uzun zamandır karar metinlerinde yer alan “fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir.” ifadesi bugünkü karar metninde de yerini almış. Bu cümlenin korunmasından çıkardığımız sonuç ise TCMB’nin politika faizini yükseltmeden parasal aktarım mekanizmasını etkileyen değişikler yolu ile enflasyon ile mücadele etmeye devam etme niyet ettiğidir.

TCMB’nin son dönemde aktarım mekanizmasına yönelik attığı adımlar ise şunlar olmuştu: TCMB’nin güçlü seyretmeye devam eden talep ve kredi arzı karşısında içinde bulunduğumuz ayda diğer kamu otoriteleri ile beraber (Hazine, BDDK ve SPK) bir çok adım attığını gözlemledik. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası  cinsi varlıkların teminat sistemindeki ağırlığını artırıcı adımları uygulamaya başladı. TCMB, kabaca doğrudan ihracat ve üretimin finansmanı haricinde kalan alanlar hariç kredilerde zorunlu karşılık oranı iki katına çıkardı. Banka, yabancı para mevduata zorunlu karşılığa ilave olarak TL tahvil tesisi zorunluluğu getirdi. Daha sonra ise bu tahvillerin uzun vadeli olmasını teşvik edici ilave önlem açıkladı. Bu kararlara paralel BDDK aldığı karar ile tüketici kredilerinde vadeleri kısaltırken kredi kartlarında ise asgari ödeme miktarını artırdı. Ayrıca, BDDK 3 hafta önce yayınladığı yönetmelik ile belirli şartlara uymayan (bilançodaki nakit döviz miktarı belirli sınırları aşan) rotatif, kredili mevduat hesabı (KMH) veya kurumsal kredi kartları gibi kredi işlemleri yoluyla kredi kullanmasını engelleyici önlem aldı.

TCMB’nin attığı adımların kredi aktarım mekanizması üzerindeki etkisini kredi hacmi açısından 15 Temmuz ile biten hafta itibarıyla gözlemleye başladık. Mayıs sonu itibariyle yıllıklandırılmış %80 büyüme ivmesini yakalayan kredi büyümesi Haziran sonundan itibaren gerilemeye başladı ve 14 Temmuz ile biten hafta itibariyle %70’lere doğru geriledi. Bu ivme kaybına paralel, ihtiyaç kredisi faizlerinin %35’lerin, ticari kredi faizlerinin ise %30’ların üzerine çıktığını gözlemliyoruz. Döviz cinsinden kredi hacmindeki düşüş 2021 ortalarından bu yana devam ederken, son haftalarda ivme kazandı. 14 Temmuz ile biten hafta itibariyle yıllıklandırılmış daralma ivmesi %30’lara kadar yükseldi. Önümüzdeki dönemde piyasalar tarafından en yakından izlenecek veri haftalık kredi ve kredi faizleri verisi olmaya devam edecek. Öte yandan, ancak çok derin bir kredi daralmasının (2019 ve 2021’de olduğu gibi) politika faizinde güçlü bir faiz artışının yerini alabileceğini değerlendiriyoruz.

Talep koşullarına baktığımızda ise küresel ekonomide yavaşlama Türkiye’nin imalat PMI verisinin 48,1’e kadar düşmesine sebep oldu. Ayrıca, kredi arzındaki yavaşlamanın önümüzdeki dönemde ilave yavaşlatıcı etkilerini görebiliriz. Öte yandan, son kredi kartı harcaması verilerine göre harcamalardaki artış eğiliminin yeniden uzun yıllardaki trendin üzerine çıkmış olabileceğini değerlendiriyoruz. Ayrıca, yılın ikinci yarısında güçlü bir ücret artışı ve enflasyonist ortamın harcamaları öne çekilmesine yol açması iç talebin arzu edilenden daha güçlü kalmasına yol açabileceğini değerlendiriyoruz.

Yıllık enflasyonun Eylül-Ekim döneminde %90’a kadar yükselme ihtimali olduğunu değerlendiriyoruz.  Yılsonu enflasyon beklentimiz ise %70 civarına yükseldi. Ayrıca, 2023’te ortalama enflasyonun %50 civarında gerçekleşebileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, mevcut %14 politika faizi ile beraber derin negatif reel faiz görünümü devam ediyor. Son olarak önümüzdeki dönemde enerji fiyatlarındaki yüksek seyrin devam etmesi (özellikle ithal kömür ve spot doğalgaz) ve ihracatın hız kaybetme riski ödemeler dengesi üzerinde baskı unsuru olmaya devam edebilir.

Grafik 1 – Yıllık TÜFE & TCMB Ort. Fonlama Faizi



İkon-ok
hilmi yavaş
Hilmi Yavaş 4 Temmuz 2022 Pazartesi
Haziran Enflasyon Verisi Değerlendirmemiz

Enflasyon (TÜFE) Haziran’da Bloomberg medyan piyasa beklentisi olan %5,7 ve bizim beklentimiz %6,1’in altında aylık bazda %4,95 oranında artış gösterdi. Dolayısıyla yıllık enflasyon %73,5’ten %78,6’ya yükseldi.

Enflasyonda dikkat çeken verilere baktığımızda; Haziran’da mevsimsel etkilerle beraber  taze-sebze fiyatlarının Mayıs’ta %24 oranında düştükten sonra %25 oranında gerilemesi oldu. Böylece, yıllık sebze fiyatları Mayıs’ta %135’ten %118’e geriledikten sonra Haziran’da %82,52’ye düşüş gösterdi. Mevsimsel etkilerden kaynaklandığını düşündüğümüz taze sebze fiyatlarındaki düşüşün Ağustos ayından itibaren tekrar yükselişe geçmesini bekliyoruz.

Öte yandan, işlenmiş gıda ürünleri enflasyonu istikrarlı yükselişine devam etti. Aylık %7,5  yükselerek, yılık %86’dan %96’ya ulaştı. İşlenmiş gıda fiyatlarındaki artışların arkasında ise bazı ürünlerde yurtiçi üretimin talebe yetişmekte zorlanması, üretim faktör maliyetlerindeki artışlar, uluslararası gıda hammadde fiyatlarında döviz bazında artışlar ve döviz kuru hareketlerinin olduğunu değerlendiriyoruz.

Küresel gıda fiyatlarında son 2 yıldır gözlemlenen yüksek fiyat artışı son dönemde gerilemeye başladı. Bu gelişmeyi enflasyon görünümüne riskler açısından olumlu değerlendiriyoruz. Öte yandan, TL cinsinden uluslararası işlenmiş gıda fiyatları ile yurtiçi gıda fiyatları arasındaki makasın kapanmasının uzunca bir süre daha devam edeceğini değerlendiriyoruz.

Enflasyonist baskıların diğer önemli unsurlarından biri ise; hizmet enflasyonundaki artışın devam etmesiydi. Hizmet enflasyonu Kasım 2021’den bu yana birikimli olarak %38,5 oranında artış gösterdi. Karşılaştırmak amacıyla; temel mallar aynı dönemde %53,5 oranında yükselmişti. Hizmetler grubu Haziran’da da %4,0 oranında artış gösterdi.  

Diğer bir deyişle, son aylarda hizmet enflasyonu eğilimi yavaşlamak yerine bu ivmesini devam ettirdi. Bu eğilim artışının arkasında ise özellikle gıda fiyatlarındaki çok hızlı yükselişten etkilenen yeme-içme hizmetleri oldu. Bununla beraber, hizmet kalemlerinde genele yayılan fiyat baskılarının devam ettiğini belirtebiliriz.  Önümüzdeki aylar da özellikle enerji, gıda ve ücret artışlarının hizmetler enflasyonu üzerinde ilave etki yaratmasını bekliyoruz.

Sepet döviz kurunun Mayıs ve Haziran’da birikimli %12 arttığını gözlemlemiştik. Çekirdek enflasyon üzerinde bu etkiyi gözlemliyoruz. Çekirdek mallara baktığımızda ise dayanıklı mallar aylık %3,7, diğer temel mallar ise aylık %3,1 oranında artış gösterdi.  Dayanıklı mallar grubunda yer alan otomobil fiyatlarındaki artışın ise %3,3 ile sınırlı olduğunu gözlemliyoruz. Öte yandan, önümüzdeki aylarda motorlu taşıtlarda fiyat artışlarının hızlanabileceğini değerlendiriyoruz. Bizleri diğer şaşırtan bir durum ise giyim ve ayakkabı grubunda Nisan, Mayıs ve Haziran aylarındaki sınırlı aylık sırasıyla %7,0 ve %4,6 ve %0 artış oldu. Bu durum bu sene sezonda mevsimsellikten arındırılmış giyim fiyatlarının düştüğünü gösteriyor.  İTO verilerine göre giyim fiyatlarındaki artış %29,8 ve %6,9 ve %2,1 olarak gerçekleşmişti. Diğer bir açıdan, ÜFE giyim grubundaki son 1 yıldaki %51 oranındaki yükselişin yaklaşık yarısı yıllık %26 artış gösteren giyim fiyatlarına yansımış durumda. Öte yandan, mevsimsel faktörlerin de etkisiyle Eylül ve Ekim’de  giyim ve ayakkabı fiyatları nispeten güçlü bir artış gösterebilir. 

ÜFE endeksine baktığımızda ise temel mallar ve ÜFE arasındaki makas açılmaya devam ediyor. Haziran’da ÜFE imalat enflasyonu yıllık %120,5’e yükselirken, temel mallar enflasyonu ise %65’te kaldı. Ayrıca, yılın ikinci yarısında ise işçilik ücretlerinde görülebilecek olası %30 civarı bir artış ÜFE ve TÜFE üzerinde ilave baskılara yol açabilir. Bu yılın ilk yarısında ÜFE-TÜFE arasındaki makasın henüz kapanma eğilimine başlamadığı için maliyet kaynaklı fiyat artışlarının hem mal hem de hizmet gruplarında görünmeye devam etmesini bekliyoruz. Ayrıca, enerji fiyatlarına yönelik fiyat artış baskısının yıl boyunca devam edebileceğini değerlendiriyoruz. Pandemi sonrasında hizmet sektörünün kapasite kullanım oranındaki artışla ve sektördeki girdi maliyetlerindeki artışla beraber hizmet enflasyonundaki yüksek seyrin devamı ise şaşırtmayacaktır.

Son görünümle beraber, enflasyonun Eylül’de %90’a ulaşmasını ve Eylül-Kasım döneminde zirve yapmasını bekliyoruz. Öte yandan, yıl sonunda enflasyonun %70’yi bulabileceğini değerlendiriyoruz. Yıllık enflasyonu ve politika faizinin %14 olduğunu göz önüne aldığımızda, 2022’ye ilişkin belirgin bir negatif reel faiz görünümünün korunduğu kanaatindeyiz.


Grafik 1 – Yıllık TÜFE & TCMB Ort. Fonlama Faizi




İkon-ok
hilmi yavaş
Hilmi Yavaş 23 Haziran 2022 Perşembe
TCMB PPK Kararı Değerlendirmemiz

Piyasa beklentisi ve bizim beklentimize paralel olarak, TCMB politika faizini %14’te sabit tutmaya karar verdi. Hatırlanacağı üzere, TCMB Eylül-Aralık ’21 arasında politika faizinde toplam da 500 baz puan faiz indirimine gittikten sonra bu sene gerçekleşen 5 toplantıda da faizleri sabit bıraktı.  

TCMB enflasyon görünümü ile ilgili değerlendirmesinde bir önceki karar metninde olduğu gibi küresel gelişmelere yer vermiş: “gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adımlarında ayrışma gözlenmekle birlikte, merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını halen sürdürmektedir” ifadesi “gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde ayrışma artmaktadır” ifadesi ile değiştirilmiş. Tahminimiz bu değişiklik ile TCMB FED’in ECB ve BOJ’a kıyasla çok daha agresif ve proaktif bir şekilde para politikasını sıkılaştırmasına referans yapılmış. Yeni eklenen cümle “finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları tarafından geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin arttığı gözlenmektedir.” Bu ifadeleri yorumlamak gerekirse: ECB’nin üye ülkelerin uzun vadeli tahvil faizleri arasındaki farkı azaltmaya yönelik atmayı planladığı ifadeye ve BOJ’un verim eğrisi kontrolü politikası çerçevesinde uzun vadeli faizleri baskılamak amacıyla tahvil alımını çok büyük miktarda arttırmasına referans verildiğini değerlendiriyoruz.

Son 3 karar metninde yer alan TCMB’nin geleceğe yönelik rehberlik etmesini amaçladığı paragraf büyük oranda korunmuş. İfadenin yeni hali ise şu şekilde yer almış: “Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir.

Metne yeni eklenen ifade ise şu olmuş: “Değerlendirme süreçleri tamamlanan teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir.” Daha önceki metinde teminat ve likidite politika adımlarının gelebileceği vurgulanmıştı.

TCMB’nin son dönemde aktarım mekanizmasına yönelik attığı adımlar ise şunlar olmuştu: TCMB’nin güçlü seyretmeye devam eden talep ve kredi arzı karşısında içinde bulunduğumuz ayda diğer kamu otoriteleri ile beraber (Hazine, BDDK ve SPK) bir çok adım attığını gözlemledik. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası  cinsi varlıkların teminat sistemindeki ağırlığını artırıcı adımları uygulamaya başladı. TCMB, ayrıca kabaca doğrudan ihracat ve üretimin finansmanı haricinde kalan alanlar hariç kredilerde zorunlu karşılık oranı iki katına çıkardı. Banka, ayrıca, yabancı para mevduata zorunlu karşılığa ilave olarak TL tahvil tesisi zorunluluğu getirdi. Bu kararlara paralel BDDK aldığı karar ile tüketici kredilerinde vadeleri kısaltırken kredi kartlarında ise asgari ödeme miktarını artırdı.

TCMB’nin attığı adımların kredi aktarım mekanizması üzerindeki etkisini kredi hacmi açısından 16 Haziran ile biten hafta itibariyle etkisini tam olarak gözlemleyemiyoruz. Her ne kadar tüketici kredileri faizleri son 2 ayda yaklaşık 3 puan, ticari kredi faizlerinin ise yaklaşık 2 puan yükselse de TL cinsi ticari kredilerde hala güçlü bir devam ediyor. Gene de artış ivmesinin yavaşladığını belirtebiliriz. Tüketici kredi eğilimi ise henüz yavaşlamış olarak gözükmüyor. Önümüzdeki haftalarda da benzer bir durum yaşanırsa, TCMB geçtiğimiz haftalarda attığı adımlara benzer girişimlerde bulunabilir. Faiz arttırmayı tercih etmeyen Merkez Bankası alternatif yöntemler üzerinde kredi aktarım mekanizmasını döngü karşıtı etki yaratmak amacıyla kullanıyor görünüyor. Öte yandan, alınan önlemlerin kabaca üretici ve ihracatçı şirketleri kapsamayı amaçladığını yorumluyoruz.

Karar metninde ilgimizi çeken  diğer konu ise güçlenen iç talebe ve artan harcama eğilimine yer verilmemesi oldu. Son kredi kartı verilere göre harcamalardaki artış eğiliminin yeniden uzun yıllar trendinin üzerine çıkmış olabileceğini değerlendiriyoruz. Ayrıca, yılın ikinci yarısında güçlü bir ücret artışı beklentisi oluştuğu ve enflasyonist ortamın harcamaları öne çekilmesine yol açması iç talebin arzu edilenden daha güçlü kalmasına yol açabileceğini değerlendiriyoruz.

Aylık enflasyonun Haziran’da %6,0, Temmuz’da ise %4.5 civarında gerçekleşmesini beklediğimizden yıllık enflasyonun Haziran’da %80 civarına, Temmuz’da ise %85’e yükselmesini bekliyoruz. Ağustos-Ekim dönemine ise enflasyondaki artış hızı yavaşlasak olsa yıllık enflasyonun zirveyi bulması Ekim ayını bulabilir. Kasım’dan itibaren enflasyon gerileyecek olsa fa 2023’de ortalama enflasyon %50’yi bulabilir. Politika faizin %14’de kalmaya devam ettiğini düşündüğümüzde, negatif reel faiz görünümü belirgin bir şekilde devam ediyor.


Grafik 1 – Yıllık TÜFE & TCMB Ort. Fonlama Faizi




İkon-ok
hilmi yavaş
Hilmi Yavaş 22 Haziran 2022 Çarşamba
TCMB PPK toplantısı beklentimiz

TCMB PPK 23 Haziran 2022 Perşembe günü toplanıp, faiz kararını saat 14:00’da açıklıyor olacak. Piyasa beklentisi bizim beklentimize paralel olarak, TCMB’nin bu yılın geri kalan toplantılarında olduğu politika faizini %14’te sabit bırakması yönünde. Hatırlanacağı üzere, TCMB Eylül-Aralık ’21 arasında politika faizinde toplamda 500 baz puan faiz indirimine gitmişti.

Enflasyon (TÜFE) Mayıs’ta  piyasa beklentisi olan %4,8 ve bizim beklentimiz %3,7’in miktar altında aylık %2,8 oranında artış gösterdi. Dolayısıyla, yıllık enflasyon %70’den %73,5’e yükseldi. Aylık enflasyonun Haziran’da %5,7, Temmuz’da ise %4.5 civarında gerçekleşmesini beklediğimizden yıllık enflasyonun Haziran’da %80, Temmuz’da ise %85’e yükselmesini bekliyoruz. Yılsonu enflasyon beklentimiz ise %70 civarına yükseldi. Ayrıca, TCMB anketinde ortaya çıkan 12 ve 24 aylık piyasa beklentisi olan %38 ve %22 bizim beklentimize paralel durmakta.

İktisadi faaliyetlere baktığımızda ise dayanıksız mallar ve hizmetler tüketiminin güçlü seyrettiğini, öte yandan dayanıklı tüketim malları ivme kaybettiğini, sabit sermaye yatırımları ve inşaat sektörü üretiminin ise ılımlı seyrettiğini değerlendiriyoruz. Özellikle kredi kartı harcamalarına baktığımızda, Mayıs ve Haziran’da hanehalkı tüketim talebinin güçlü kalmaya devam ettiğini gözlemliyoruz.  

Kredi arzına baktığımızda ise son haftalarda ticari kredi arzında güçlü ivmelenmenin bir miktar ivme kaybetmeye başladığını gözlemlesek de şu an için büyüme ivmesi oldukça güçlü seyrediyor. Öte yandan, tüketici kredileri daha yavaş büyümekle beraber tepe noktasını henüz bulmamış görünüyor. TCMB’nin talep koşullarının yeniden güçlenmesi, bozulan enflasyon beklentileri ve enerji kaynaklı olarak cari açığın yeniden açılmasını yakından takip ettiğini değerlendiriyoruz. Bu konuda faiz artışı yolunu tercih etmeyen TCMB geçtiğimiz haftalarda ekonominin yeniden ısınmasının önüne geçme adına bir çok makro-ihtiyati önlem aldı. Yarın ki karar metninde de bu önlemlere atıf yapılmasını ve hatta ilave adımların gelebileceğinin güçlü sinyalinin verilmesini bekliyoruz. TCMB’nin ayrıca ters para ikamesi ve liralaşma konularına değinmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

TCMB’nin güçlü seyretmeye devam eden talep ve kredi arzı karşısında içinde bulunduğumuz ayda diğer kamu otoriteleri ile beraber (Hazine, BDDK ve SPK) bir çok adım attığını gözlemledik. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası  cinsi varlıkların teminat sistemindeki ağırlığını artırıcı adımları uygulamaya başladı. TCMB, ayrıca kabaca doğrudan ihracat ve üretimin finansmanı haricinde kalan alanlar hariç kredilerde zorunlu karşılık oranı iki katına çıkardı. Banka, ayrıca, yabancı para mevduata zorunlu karşılığa ilave olarak TL tahvil tesisi zorunluluğu getirdi. Ayrıca, TCMB finansal istikrarı desteklemek için daha önce belirlenen alanlar hariç TL cinsi ticari nakdi kredilere uygulanan zorunlu karşılık oranını %10’dan %20’ye çıkardı. TCMB kredilerine zorunlu karşılık uygulamaya nisan sonunda karar vermiş ve ilk oranı %10 olarak belirlemişti.  Bu kararlara paralel BDDK aldığı karar ile tüketici kredilerinde vadeleri kısaltırken kredi kartlarında ise asgari ödeme miktarını artırdı.



 Grafik 1 – Enflasyon ve Politika Faizi



İkon-ok
İrem Dışpınar 21 Haziran 2022 Salı
Endekste kısa vadeli görünüm güçleniyor

Fed’in para politikasında beklentilerin üzerindeki agresif tutumu ve bu durumun resesyon endişelerini beraberinde getirmesi küresel piyasalarda sert satış baskısına neden olmuştu. Ancak önemli destek seviyelerini aşağı kıran ve kısa vadeli dip seviyelerine geri çekilen küresel borsalar yeni haftada yukarı tepki gösteriyor. Dolayısıyla da küresel borsaların Fed’in para politikası duruşunu sindirmeye çalıştığını ve bu arada toparlanma eğilimi içerisine girdiğini söyleyebiliriz. Kısa vadede küresel borsalarda volatilite sürebilir ancak dip oluşumu yukarı tamamlandığı takdirde yukarı tepki denemelerinin de devam ettiğini görebiliriz.

S&P 500 Endeksi’nin kısa vadeli alçalan kanal desteğinin üzerinde kalabilmesi satış baskısının devam etmemesi adına önemli. Endeks bu kanalın üzerinde kaldığı sürece toparlanma çabası gösterebilir. 3636 ana destek seviyesi olarak takip edilebilir.





BIST 100 Endeksi 2555 direncinin üzerine yükseliş ile kısa vadeli sıkışmasının üzerine yöneldi. 2555 destek haline gelirken, buna paralel kısa vadeli görünüm güçlenmiş oldu. Dolayısıyla da 2555’in üzerinde 2600 direncine doğru yükselişin devamını görebiliriz.  





İkon-ok
hilmi yavaş
Hilmi Yavaş 3 Haziran 2022 Cuma
Mayıs Enflasyon Verisi Değerlendirmemiz

Mayıs Enflasyon Verisi Değerlendirmemiz

Enflasyon (TÜFE) Mayıs’ta  piyasa beklentisi olan %4,8 ve bizim beklentimiz 3,7’in miktar altında aylık %2,8 oranında artış gösterdi. Dolayısıyla, yıllık enflasyon %70’den %73,5’e yükseldi. Mayıs’ta enflasyonun beklentimizin altında gerçekleşmesinin ana sebebi giyim-ayakkabı grubunun beklentimizin çok altında %4,4 artış göstermesiydi. Ayrıca, gıda fiyatları beklentimizin %3,1 olan beklentimizin altında %1,5 oranında gerçekleşti. Öte yandan, hizmet ve diğer temel mallar enflasyonu beklentimizin üzerinde açıklandı. Örneğin, hizmetler enflasyonun %3,1 gerçekleşmesini beklerken, resmi rakam %3,7 oldu. Diğer temel mallar enflasyonunu ise %3,5 beklerken, gerçekleşme %3,9 oldu.

Enflasyonun Nisan ayında %7,3 gerçekleştikten sonra Mayıs’ta %2,8’e gerilemesinin arkasında ise önceki ayın baz etkisinin önceki ay enflasyonu arttırıcı, Mayıs’ta ise azaltıcı etki yaratmasıydı. Örneğin, Nisan’da eğer fiyatlar hiç değişmeseydi bile aylık ortalama enflasyon %5,3 olacaktı. Mayıs’ta ise fiyatlar hiç değişmeseydi de aylık enflasyon %2,0 civarında gerçekleşecekti. Dolayısıyla, Mayıs ve Nisan’da ay başından ay sonuna fiyat artışların birbirine yakın gerçekleşti.

Dikkat çeken verilere baktığımızda, Mayıs’ta mevsimsel etkilerle beraber  taze-sebze fiyatları %24 oranında geriledi. Böylece, yıllık sebze fiyatları %135’ten %118’e geriledi. Öte yandan, işlenmiş gıda ürünleri enflasyonu aylık %5,4 yükselerek, yılık %78,1'den %86’ya yükseldi. İşlenmiş gıda fiyatlarındaki artışların arkasında ise bazı ürünlerde yurtiçi üretimin talebe yetişmekte zorlanması, üretim faktör maliyetlerindeki artışlar, uluslararası gıda hammadde fiyatlarında döviz bazında artışlar ve döviz kuru hareketlerinin olduğunu değerlendiriyoruz.

Gıda fiyatlarındaki güçlü ve hızlı artışa rağmen, jeopolitik gelişmelerin yansıması olarak, küresel gıda fiyatlarında güçlü bir artış yaşanıyor. Ayrıca, TL cinsinden uluslararası işlenmiş gıda fiyatları ile yurtiçi gıda fiyatları arasındaki makasın kapanmasının uzunca bir süre daha devam edeceğini değerlendiriyoruz.

Enflasyonist baskıların diğer önemli unsurlarından biri ise hizmet enflasyonundaki artışın devam etmesiydi. Hizmet enflasyonu Kasım 2021’den bu yana birikimli olarak %33,3 oranında artış gösterdi. Karşılaştırmak için temel mallar aynı dönemde %49,5 oranında yükselmişti. Hizmetler grubu Mayıs’ta da %3,7 oranında artış gösterdi.  Diğer bir değişle hizmet enflasyonunun geçen sene Ekim’de %16,9 iken Mayıs’ta %69,5’e yükseldiğini gözlemliyoruz. Örneğin,  paket tatil paketlerinde sezonun gelmesiyle  Mayıs’ta aylık %70 oranında fiyat artışı yaşandı.

Diğer bir deyişle, son aylarda hizmet enflasyonu eğilimi yavaşlamak yerine bu ivmesini devam ettirdi. Bu eğilim artışının arkasında ise özellikle gıda fiyatlarındaki çok hızlı artıştan etkilenen yeme-içme hizmetleri oldu. Bununla beraber, hizmet kalemlerinde genele yayılan fiyat baskılarının devam ettiğini belirtebiliriz.  Önümüzdeki aylar da özellikle enerji, gıda ve ücret artışlarının hizmetler enflasyonu üzerinde ilave etki yaratmasını bekliyoruz.

Çekirdek mallara baktığımızda ise dayanıklı mallar aylık %2,1, diğer temel mallar ise aylık %3,9 oranında artış gösterdi.  Dayanıklı mallar grubunda yer alan otomobil fiyatlarındaki artışın ise %2,4 ile sınırlı olduğunu gözlemliyoruz. Öte yandan, önümüzdeki aylarda motorlu taşıtlarda fiyat artışlarının hızlanabileceğini değerlendiriyoruz. Bizleri diğer şaşırtan bir durum ise giyim ve ayakkabı grubunda Nisan ve Mayıs aylarındaki sınırlı sırasıyla aylık %7,0 ve %4,6 artış oldu. Bu durum bu sene sezonda mevsimsellikten arındırılmış giyim fiyatlarının düştüğünü gösteriyor.  İTO verilerine göre giyim fiyatlarındaki artış %28 ve %6,9 olarak gerçekleşmişti. Ayrıca, ÜFE giyim grubundaki son dönemdeki güçlü artışlar Mayıs'ta perakende fiyatlarına yansımadı. Öte yandan, mevsimsel faktörlerin de etkisiyle Eylül ve Ekim’de  giyim ve ayakkabı fiyatları güçlü bir artış gösterebilir. 

ÜFE endeksine baktığımızda ise temel mallar ve ÜFE arasındaki makas açılmaya devam ediyor. Mayıs’ta ÜFE imalat enflasyonu yıllık %115’e yükselirken, temel mallar enflasyonu ise %65’te kaldı. ÜFE'deki son yükselişte, enerji fiyatlarında Nisan ayında gerçekleşen fiyat artışları (elektrik %50; doğalgaz %50) , döviz kuru artışları, ücretlerdeki yüksek artış oranı yanı sıra, küresel tedarik zincirinde yaşanan kısıtlar ve yüksek kapasite kullanımı başrolde idi. Küresel emtia fiyatlarındaki artışın, kur gecişkenliği ve enerji sektöründeki zamların diğer imalat sektörüne gecikmeli etkisiyle, Haziran’da da aylık bazda %10 civarında bir ÜFE gerçekleşmesi bekliyoruz. Yılın ikinci yarısında ise işçilik ücretlerinde görülebilecek olası %20-30 civarı bir artış ÜFE üzerinde ilave baskılara yol açabilir. Böylece Temmuz ayında da yüksek tek haneli ÜFE ile karşılaşabiliriz.

Bu yılın ilk yarısında ÜFE-TÜFE arasındaki makasın henüz kapanma eğilimine başlamadığı için maliyet kaynaklı fiyat artışlarının hem mal hem de hizmet gruplarında görünmeye devam etmesini bekliyoruz. Ayrıca, enerji fiyatlarına yönelik fiyat artış baskısının yıl boyunca devam edebileceğini değerlendiriyoruz. Pandemi sonrasında hizmet sektörünün kapasite kullanım oranındaki artışla ve sektördeki girdi maliyetlerindeki artışla beraber hizmet enflasyonundaki yüksek seyrin devamı ise şaşırtmayacaktır.

Son görünümle beraber, enflasyonun Ağustos %90’u görmesini, Ekim’de ise bu rakamın bir miktar üzerinde zirve yapmasını bekliyoruz. Öte yandan, yıl sonunda enflasyonun %70’yi bulabileceğini değerlendiriyoruz. Yıllık enflasyonu ve politika faizinin %14 olduğunu göz önüne aldığımızda, 2022’ye ilişkin belirgin bir negatif reel faiz görünümünün korunduğu kanaatindeyiz.


Grafik 1 – Yıllık TÜFE & TCMB Ort. Fonlama Faizi








İkon-ok
Back to Top